K.K.B.S.

Talha KARLI
Bir hevestir başladık şu blog işine, başlanmayacak bir zamanda. Neyse pek bir sey olmasa da içeride takılıyor gibi yapın. Biraz sabredin millet yavaş yavaş dolacak buralar, değerlenecek, ilerde çocuklarınıza diyeceksiniz '' o blogu bana 100 TLye satacaklardı da almadım, şimdi onun bin katı eder'' diye.

Buika- Culpa Mia

(forever90s gönderdi)


(cerendemir gönderdi)

remediosthebeauty:

My book obsession continues, this time via Jonathan Callan, a British artist.  He bends, folds, glues, screws and nails book into giant masses/messes. He removes the structure inherent in a book and molds it into something very different, and very beautiful.

Şiir denilince akla gelen tek insan: Pablo Neruda

Arada sırada ve uzaklarda,
kendi mezarında bir banyo yapmak gerek.

Şüphesiz, her şey çok iyi,
her şey çok kötü, şüphesiz.

Yolcular gelip geçiyor,
büyüyor çocuklar ve sokaklar,
sonunda alıyoruz dükkanda
tek başına ağlayan o gitarı.

Her şey çok iyi, her şey çok kötü.

Bardaklar doluyor ve tekrar
boşalıyor, doğal olarak
ve bazen tan vaktinde
ölüyorlar sırra kadem basarak.

Bardaklar ve içenler.

O kadar büyüdük ki artık
selam vermiyoruz komşumuza
ve öyle çok kadın seviyor ki bizi
anlamıyoruz bile nasıl olduğunu.

Ne güzel elbiselerimiz var!
Ne önemli düşüncelerimiz!

Portakal rengi olduğuna inanan
sarı bir adam tanıdım
ve bir siyahi, sarışın giysiler içinde.

Öyle şeyler, öyle şeyler görülüyor ki.

Kusursuz beyefendilerin şölen
verdiği hırsızlar gördüm,
İngilizce oluyordu tüm bunlar.
Ve onurlular, açlar gördüm,
çöplüklerde ekmek ararlar.

Kimsenin inanmadığını biliyorum bana.
Kendi gözlerimle gördüm bunları ama.

Kendi mezarında bir banyo yapmak gerek
arada, ve o kapanmış topraktan,
aşağıdan bakmak şu gurura.

O zaman öğrenilir tartmak.
Konuşmak öğrenilir, var olmak.
Belki bu kadar çılgın olmayız o zaman,
bu kadar ihtiyatlı olmayız belki.
Ölmeyi öğreniriz.
Çamur olmayı, gözleri olmamayı.
Unutulmuş bir isim olmayı.

Bazı büyük şairler var,
kapılardan geçmezler,
ve bazı işadamları,
yokluğu hatırlamazlar.
Kadınlar var
gözü soğandan yaşarmamış,
daha neler var, neler,
böyleler ama böyle olmayacaklar.

İsterseniz inanmayın bana.

Sadece bir şey öğretmek istedim size.

Hayat profesörüyüm ben,
serseri öğrencisi ölümün
ve bildiklerim eğer, işinize yaramıyorsa,
hiçbir şey demedim size; her şeyden başka.

Deryalar içinde başıboş yüzen dertler gibiyim.
hülyalar peşinde koşuyorum.
ama dert çalışmam lazım…
çalışmam söylenen onlarca ders ve öğrenmeden “başarılı, başarısız” diye
yaftalandığım bir sistemle boğuşmak zorundayım.
geç kalmamalıyım..!
maazallah devamsızlıktan kalırım.

Kendilerini kral ve komutan zanneden hocaların,
üzerime gönderdikleri fotokopi orduları, ellerindeki oklarla coğrafyama tarih atıyor.
hilal taktiğiyle etrafımı çeviriyorlar.
onları ancak zımbalarla durdurabiliyorum.
diğer sınavlara kadar…

Akademik kitaplar hiç bir şeyi açık açık anlatmamakta direniyor.
beni normal kitaplardan soğutmaya çalıştıklarından şüphelenmeye başladım.
kitap okumaktan zevk alırken nefret etmek de nerden çıktı?
hiç sana yakışıyor mu? dedim.
kendi içimden,
kendi bendime.
asıl sorun, istemeden bir kitabı okumak,
ya da sadece ezberlemek zorunda olmak,
yani öğrenememek.
dedim sonra kendi içime.
bu, ortada hiçbir şey yokken birinin gelip kafanızı kör bıçakla kesmesine benzer.
diye ekledim.
birilerine fırsat vermeden kendi kafamı kesmeye karar verdim.
kör bıçakla,
ve kestim…
kafamı da alıp olay yerinden uzaklaşıyorum şimdi.
kan sıçramasın istiyorum sayfalara.

Sahte dünyanın yalancı sınavlarından,
sahte hocaların kendileri kadar gerçek hocalıklarından,
cevabı belirsizleştirilmiş sorulardan
ve sadece anne ve babamın hatırına değer verdiğim,
hocaların düşünceleri kadar değerli olan notlardan dem vurarak yürüyorum.
[ kendime bir şey yapacak kadar cesur değilim.]
en yakın kütüphaneyi arıyorum.
kimsenin zorla bir şey okutmadığı,
kitapların okuyucuları, okuyucuların kitapları arayıp bulduğu,
eski kitapların yeni kitapların kokusuna karışıp alıştığı,
bin bir türlü dimağın bin bir türlü düşüncelerinden nemalanmaya.

İki şekerli demli bir çay istiyor babam ocaktan.
farkında olduğunu çaktırmadan bütün olanlardan
ocakçı çaya doluyor ince belli bardaktan
bir yudum alıp gidiyorum
en kaçağından…
bir şarkı çalıyor kulaklarıma uzaktan
“dersler derya olmuş ben de bir sandal.”

Feridun Demir

İzdiham

(laciverttutkusu gönderdi)

fuckyeahawesomehouses:

Airstream Camper

:(

(octopusgirl gönderdi)

Onca ölü parçanın içinden çıkan canlılık

hasssssskuuvvv. Bi evim olsun aynısını yapmayan adam değil

(heysanadiyomlan gönderdi)

(ayck gönderdi)